25 Mayıs 2026 tarihinde Adana merkezli olarak gerçekleştirilen dev bir operasyonla, yaklaşık 200 milyar Türk lirası değerindeki yasa dışı para trafiği ortaya çıkarıldı. Uluslararası düzeyde faaliyet gösteren bir finansal suç örgütüne yönelik başlatılan bu soruşturmada, paranın aklanma yöntemleri detaylı bir şekilde incelendi. Gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı’nın (ROK) da aralarında bulunduğu toplam 135 kişi, operasyon kapsamında tutuklandı. Özellikle “banknot parolası” olarak adlandırılan yöntem, kara paranın fiziki nakde dönüştürülmesindeki rolüyle dikkat çekti.
Soruşturma, 2024 yılında Serdal Tanak’ın evinde gerçekleştirilen bir baskınla elde edilen dijital materyallerin incelenmesiyle başladı. Siber polis ekiplerinin Tanak’ın telefon şifresini kırmasıyla, yasa dışı bahis sitelerine mali altyapı sağlayan büyük bir şebeke ifşa oldu. Mali analizler ve MASAK raporları sonucunda, gazeteci Kütahyalı’nın da bu suç gelirlerinin yönetildiği finansal ağ içerisinde yer aldığı belirlendi. İstanbul’da gözaltına alınan Kütahyalı, “Bende öyle bir hareketlilik yok” diyerek suçlamaları reddetmesine rağmen tutuklandı.
Şebekenin liderinin, KKTC ve Karadağ ile bağlantıları bulunan Selahattin Akın Uzun olduğu tespit edildi. Uzun’un yurt dışından yönetilen sistemde kar payının yüzde 70 olduğu ve Halil Falyalı ile yakın ilişkiler içinde olduğu belirlendi. Yapılan operasyonda ROK ve Uzun dahil 135 kişi tutuklanırken, şüphelilere ait 221 taşınmaz, 120 araç ve 3 tekneye el konuldu.
Kara paranın Kapalı Çarşı ve Adana’daki döviz büroları aracılığıyla nasıl sisteme sokulduğunu belgeleyen teknik ve fiziki takip süreci, örgütün milyonlarca liralık nakdi transfer etmek amacıyla karmaşık bir “kurye ve parola” sistemi geliştirdiğini ortaya koydu. Bu sistemde, seri numarası önceden belirlenmiş bir 5 liralık banknotun fotoğrafı, anlaşmalı kuyumcu ve döviz bürolarına gönderiliyordu. Belirlenen kurye, elinde tuttuğu fiziksel 5 liralık banknotu parola olarak sunduğunda, döviz bürosu yöneticileri aklanan milyonlarca lirayı valizler içerisinde kuryeye teslim ediyordu. Böylece fiziki nakde dönüştürülen döviz, altın ve Türk lirası doğrudan örgüt liderine ulaşıyordu. Bu gizli iş birliğinin karşılığında kuyumcu ve döviz büroları, işlem başına yüzde 10 komisyon alıyordu.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen bu kapsamlı soruşturmada; yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık ve rüşvet suçlarının, oluşturulan karmaşık finansal altyapı ve paravan şirketler aracılığıyla gizlenmeye çalışıldığı tespit edildi. (DHA)